klasik müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
klasik müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ünlü Kemancı Nigel Kennedy

Müzik ülkesi 1 Şubat 2013 Cuma | 19:01

18-19 Nisan 2012 Salon IKSV Salon'da klasik müziğin en önemli violin ve keman virtüözlerinden İngiliz asıllı muhteşem Nigel Kennedy var.

Ülkemize birden fazla gelmiş olan Mr. Kennedy'nin konserlerini hep bir yurtdışı seyahatıma denk geldiği için kaçırmışım.

Özellikle klasik müzik sunan ağır ağır yaşlı ustalardan çok farklı karakter ve görünümü ile seyirciyi direkt etkisi altına alan çok şeker bir adam olması ilk göze çarpan özelliği.

Saç modeli, giyimi ve sahnede geri geri  yürüyerek ve aynı anda gülümseyerek çalması onu çok farklı kılıyor.


Eğer kendisi ile tanışmadıysanız ve biraz klasik müzik severim ama sıkılmak istemiyorum, dinlerken de keyif alayım diye düşünenlerdenseniz  VOLAAA diyorum.



Aşağıda size canlı konserlerinden  videolar sunacağım.Bu arada onunla ilgili en önemli haber bence,Vivaldi Dört Mevsim'i çaldığı albümü, Guinness Rekorlar Kitabına en çok satan klasik müzik albümü olarak girmesidir.

Değişik iş yapan her zaman ilgi çeker. Hiç akla gelmez diyeceğimiz şeyler yapabilmek bence her insanın kariyerinde risk alabilme ve başarıya ulaşmasını sağlıyor.Örnek vermek gerekirse, Jimi Hendrix için yapılmış "Stone Free" isimli  tribute albümde şarkıları keman çalarak coverlamış ve albüme koymuştur kendisi.


Tek şey,bilet fiyatlarının scalası biraz  kopuk geldi bana. Tam 102 TL iken öğrenci/indirimli bilet 45 TL.

Master eğitimi yaptıktan sonra bana verilen okulun kütüphane giriş kartımın gözünü seveyim. Hala öğrenciyim demek ne keyifli:)

19 Nisan, hem annemin hem de çok sevdiğim arkadaşlarımın doğum günü kutlaması olması nedeniyle konserin ilk gecesi 18 Nisan'da Şişhane yolları beni bekler diyorum.


Klasik Türk Müziği

Müzik ülkesi 29 Ocak 2012 Pazar | 20:21


Klasik Türk Müziği


Klasik Türk Müziği, klasik Batı müziği ve Hint müziği ile beraber dünya üzerinde süreklilik ve gelenek oluşturma bakımından mevcut üç klasik müzikten birisi olarak kabul edilir. Bu terimdeki "Türk" ve "klasik" kelimeleri, Cumhuriyet döneminde Osmanlı Devleti'nden süregelen müziğe karşı Batı müziği taraftarlarınca ileri sürülen bazı iddialara cevap vermek için türetilmiştir. Bu iddialardan en önemlisi Osmanlı müziğinin Türkler'in değil, Bizans ve İran müziği kaynaklı olduğuna dair olan tezdir. Hüseyin Sadettin Arel ve Rauf Yekta gibi Batılı müzik çevrelerince de saygın görülen kimimüzikologlar, bu iddiaları belge ve bilgilerle çürütmüşlerdir.
Türkiye'de Batı klasik müziği eğitimi almış ve bu müziği icra eden kimi çevreler, "evrensel" ve "ileri" kabul ettikleri çoksesli Batı müziğine karşı, teksesli geleneksel müziği ideolojik bir yaklaşımla "geri" ve "çağdışı" gibi sıfatlarla anabilmektedir. Cumhuriyet döneminde bu müzik geleneği genellikle gözardı edilmiş, hatta 1929 yılında 10 ay süreyle devlet radyosunda çalınması yasaklanmıştır. Bu ideolojik yaklaşımın bir sonucu olarak Klasik Türk müziğini modern yöntemlerle öğreten konservatuarlar ancak 1970'lerde kurulabilmiştir.
Klasik Türk müziğinin adlandırılması konusunda görüş ayrılıkları vardır. Osmanlı döneminde bu müziğe sadece "musıkî" denmekteydi. Nitekim bu geleneksel müziği, Cinuçen Tanrıkorur gibi "Osmanlı Müziği" olarak adlandıranlar olduğu gibi, ona "Geleneksel Türk Müziği" adını verenler de vardır.
Tarihi
Klasik Türk müziği tarihsel açıdan altı döneme ayrılabilir: oluşum dönemi, dönüşüm dönemi, klâsik dönem, son klasikdönem, romantik dönem ve çağdaş dönem.

10. yüzyılda yaşamış olan Farabi’den Timurlenk’in öldüğü 1405’e kadar geçen süre, Türk müziğinin nazarî (teorik) yönleriyle açıklandığı ve yazıya aktarılmaya başlandığı oluşum dönemini kapsamaktadır. Bu dönemin sonlarına doğru, çok meşhur bir üstad olan Abdülkadir Meragi, bir sonraki evrenin tohumlarını atmış, Türk müziğine yeni bir yön vermiştir.

Bunu takiben, 16. yüzyılın başından Yavuz Sultan Selim’in tahta çıktığı 1512’ye değin; anlatılageldiği şekilde, Türk müziğinin ses perdeleri ve makamları üzerinde birtakım nazarî değişilikler yapılmıştır. Bu dönem, Diyar-ı Rum'un ve Balkanlar’ın üzerinde Mevlevihanelerin yapıldığı, İstanbul’un fethedildiği, Bizans İmparatorluğu kalıntıları arasına Enderun saray okulunun kurulduğu, kökleştiği ve Orta Asya’dan Ali Şir Nevai, Hüseyin Baykara, Ali Kuşçu, Şadi gibi ilim adamlarının İstanbul’a cezbedildiği bir dönüşüm dönemi, keza bir nevi Rönesans olarak görülmektedir.

Klasik Türk müziği; Orta Asya, Selçuklu ve özellikle Osmanlı uygarlığının bir ürünü olarak, pek çok milletin müziklerini etkilemiş, onların müziğini de kendi potasında eritmiştir. Bunun bir sonucu olarak, klasik musıkî, gerek makam sayısı ve anlayışı, gerekse formlar ve usuller bakımından çok zengin bir müzik türü olmuştur.

Bunun ardından, 17. yüzyılın başından IV. Murat’ın öldüğü 1640’a dek, doğuya düzenlenen seferler sayesinde, Osmanlı sarayında, Ortadoğu’dan getirilen müzik ve sanat adamlarının faaliyet gösterdiği bir dönem yaşanmıştır.

Itri’den (1640-1712) 1730'a kadarki zaman diliminde, Avrupaî Barok ve Rokoko etkilerin Osmanlı sarayına nüfuz ederek, zamanının doğu kültürüyle apayrı bir sentez oluşturduğu klâsik dönem süregelmiştir. 1730’dan İsmail Dede Efendi’nin 1846’daki ölümüne dek uzanan dönem ise son klasik dönem olarak adlandırılmaktadır.

Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği yıllardan II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği 1945’e kadar süren akım da romantik dönem olarak anılmaktadır